26 Ağustos 2011 Cuma

Kahvaltı Keyfi: Evce

Gözümü açıyorum; saat 9.30..
Gökyüzüne bakıyorum; masmavi.. Güneş pırıl pırıl parlıyor..
Hava ne çok sıcak, ne çok soğuk..
Kahvaltıyı kesinlikle dışarıda yapmalıyız.. Haydi Sapanca’ ya..

Arabaya biner binmez, Evce’ yi arıyoruz..
Samimi bir ses bize yolu tarif ediyor..
TEM otoyolu gişelerden çıkınca göbekten sola dönüyoruz, hemen ileride camiyi gördüğümüzde sağda Evce tabelasıyla karşılaşıyoruz. Sonrası kolay, tabelaları takip ederek yeşillikler içerisindeki mekana ulaşıyoruz.  Yol, yaklaşık 1-1.5 saat sürüyor.

 








Baştan söylemeliyim, Evce’ de herşey doğal.. Meyve ağaçları ile bezenmiş geniş bahçesinde ahşap-masa sandalyelere kuruluyoruz ve kahvaltımızı bekliyoruz. Serpme kahvaltıda neler yok ki? Önce çeşit çeşit peynirler, ev yapımı reçeller, köy kaymağı, dilediğiniz şekilde yumurta ya da omlet, domates, salatalık gibi kahvaltılıklar geliyor. Demleme çayımız baş köşede yerini alırken, taze meyve suyunun tadına bakmayı da ihmal etmiyoruz. Durun daha bitmedi; şimdi de ezmeden patlıcan közlemeye, patates salatasından yaprak sarmaya mezeler de gelmeye başlıyor. Yaşasın, hem gözümüz hem karnımız bayram ediyor.


Çok yedik galiba, biraz etrafı keşfetmenin vakti geldi.
Yediğimiz reçellerin, közlemenin, ezmenin ve turşu, salça gibi birçok doğal ürünün hazırlandığı imalathane mekanın içerisinde. Yediklerimi çok beğendim, evde de yemek istiyorum diyorsanız, girişte soldaki dükkana uğramayı ihmal etmeyin.
Bahçenin arka tarafında, yağmurlu havalar ya da kışın gelmek isteyenler için sobayla ısıtılan küçük bir kulübe ve en arkada da sahibinin yaşadığı ev mevcut.


Lezzetli ve keyifli bir haftasonu kahvaltısı için iyi yolculuklar...

Sevgiler,
İpek

Evce’ ye Nasıl Ulaşırım?
Biz şanslıydık, Cumartesi olmasına rağmen yer bulabildik. İşi şansa bırakmamak için, rezervasyon yaptırılması tavsiye edilir.

Yakında Neler Var?
Sapanca’ ya gelip de, Sapanca Gölü’ nü görmemek olmaz. Göl kenarında yanyana dizili küçük restaurant ve kafeler mevcut. İçlerinde en sakin olana geçiyoruz, kahvemizi yudumlarken manzaranın keyfini çıkarıyoruz.

22 Temmuz 2011 Cuma

Dubrovnik Tatili

Yaz gelince denize nazır köşelerde yemeli, içmeli, neşeli sohbetler etmeli, kahkalar atmalı, sonuna kadar eğlenmeli, yazın keyfini doyasıya çıkarmalı...

Kutlamalar, iş seyahatleri, yemekler, organizasyonlar, büyük bir koşturmaca, biraz hastalık geldi geçti, hayal bile kurmaya vakit bulamadan kendimizi tatilde bulduk.

Çok mutluyum, Dubrovnik’ teyiz..

Bir yanda, denize gireceğimiz, iliklerimize kadar güneşin sıcaklığını hissedeceğimiz, mayışıklıktan uyuya kalacağımız, uyanıp Pina Colada’ mızı yudumlayacağımız bir tatil yaşadık...

Deniz kenarındaki otelimiz Valamar, Babin Kuk yarım adasında ve gayet güzeldi. Mavi bayraklı plajımızda Adriyatik denizi masmavi, pırıl pırıl, ancak biraz soğuktu. Dubrovnik’ te otellerin kumsalları yok. Plajlar çakıl taşı ya da taş iskele şeklinde yapılmış. Dileyenler için her yerde çok uygun fiyata, hafif, kullanışlı ve rengarenk ayakkabılar satılıyor. Bizim için denize girmenin en güzeli ve eğlencelisi ise, iskeleden atlamaktı. Aynı zamanda, soğuk denize girebilmemin tek yolu da diyebiliriz.

Otel haricinde, Copa Cabana plajı, Cavtat, Elafiti adaları, Korcula adası ya da yol üzerinde göreceğiniz birçok küçük plaj diğer güzel deniz alternatifleri arasında yer alıyor.

Bir yanda, tarih kokan dar sokakların arasında gezineceğimiz, merdivenleri inip çıkıp begonvillerle süslü taş evlerin arasında bol bol fotoğraf çekeceğimiz, güneşin batışıyla ışıl ışıl manzarayı seyredeceğimiz bir tatil yaşadık...

Stari Grad (Eski Şehir) UNESCO tarafından Dünya Mirasları Listesi’ne alınmış. Batıda Pile, doğuda Ploce, kuzeyde Buza ve Ponte (Liman kapısı) olmak üzere dört kapısı var.  Pile kapısından içeri girip, kendimizi kalabalığa bırakıyoruz. Yeşil panjurlu barok tipi taş binaların oluşturduğu geniş caddeye açılan sağlı sollu dar sokaklar mevcut. Bu sokakların sonunda üst sokaklara giden uzun merdivenler var. Görünüşü çok hoş. Hem caddede, hem sokaklarda binaların giriş katları minik dükkanlarla dolu. Bu sokaklarda yok yok.. Hediyelik eşya, kıyafet, döviz bürosu, dondurma, market, yemek çeşitleri, diş doktoru, bar, galeri,v.s... İnsan bakmaktan kendini alamıyor.

Bir yanda, küçük balık, büyük balık, midye, kalamar, karides ile ziyafetler çekeceğimiz, mis kokan leziz pizzalarını midemize indireceğimiz, her gün farklı bir dondurmasını deneyeceğimiz, bira ve şarapla şımaracağımız bir tatil yaşadık...

Stari Grad’ da sokak araları minik kafe ve restaurantlar ile dolu. Masalar renkli örtüler ile süslenmiş, üzerlerinde minik çiçekli vazolar, romantik mumlar var. Kimisinden gitar sesleri yükseliyor, kimisinden piyano tınıları geliyor.. Kimisinden gün batımını, karşı taraftaki evlerin ışıltısını seyredebiliyorsunuz, kimisinden meydandan akan turistleri izliyorsunuz, kimisinde ise siz ve sokak başbaşasınız.. Her zevke uygun yiyecek bulabiliyorsunuz. Tavsiyem, sahil şehri olduğundan, ön planda olan deniz ürünlerini ve yerli şaraplarını denemenizdir.
Rhea Silvia’ da yediğim taze sargos (İngilizcesi sea bream) ile Chardonnay ‘ ın tadını unutmam mümkün değil.. Bir başka gün Buffet Kamenice’ de yediğim kızarmış minik balıklar, kalamarlar ve buz gibi biranın keyfi ise ayrıydı.

Bir yanda, tatil içinde tatiller yarattığımız, kaçamaklarla dolu bir tatil yaşadık...
Yugoslavya çok yakın geçmişte dağıldığında 7 ülke kurulmuştu.  Bu ülkeler, Hırvatistan, Bosna Hersek, Karadağ, Makedonya, Sırbistan, Slovenya ve Kosova birbirlerine mesafe olarak çok yakın, hatta sınırlar iç içe geçmiş durumdalar.
Yol bizi bir gün Bosna Hersek’ e götürdü, Mostar Köprüsü’ nün büyüleyici manzarasını gördük. Bir gün kendimizi Karadağ’ da bulduk, farklı şehirler, plajlar görme imkanı edindik.

Bir haftayı gözümüzü açıp kapayana kadar geçirdik. Dubrovnik’ te herkesin keyfine uygun, gezilecek, görülecek, eğlenilecek, dinlenilecek tatil yapmak mümkün. Ulaşım, gezilecek görülecek yerler, para birimi ve oteller hakkında kısa notlarımı paylaşıyorum.

Sizin tatilinizin de çok güzel geçeceğine eminim..

Sevgiler,
İpek

Dubrovnik’ te Konaklama Nasıl?
Konaklama için çok sayıda seçenek mevcut. Otellerin yanı sıra, özellikle araba gezimizde gördüğüm motel ya da oda kiralama seçeneği de oldukça fazla.
İsmini duyduğum ya da dikkatimi çeken otellerden bazıları;
Hotel Rixos Libertas (5*), Hotel Dubrovnik Palace (5*), Hotel Bellevue (5*), Hotel Hilton (5*), Valamar Lacroma (4*), Valamar President (4*)
Tercih etmeden önce internet sayfalarından araştırılması tavsiye edilir.

Dubrovnik’ te Ulaşım Nasıl?
·        Otobüs: Valamar Lacroma ve President otellerinin önünden, Dubrovnik merkeze gidebilmek için kullanılabilir. Her saat mevcut, klimalı ve oturacak yer imkanı var. Bilet, otobüsten alınabiliyor. Otobüs bilet ücreti, bizim kullandığımız sefer olan Babin Kuk-Stari Grad için otobüste 12kn, gişede 10kn idi.
·        Taksi: Ulaşım için taksi de alternatiflerden birisidir. Biz hiç kullanmadığımız için detay veremiyorum.
·        Araba: Uzaklara gitme isteğindeyseniz ya da daha rahat olsun diyorsanız, kolaylıkla araba, kiralayabilirsiniz. Araba kiralama ücreti yaklaşık 50 Euro’ dan başlıyor. Kaldığınız otelde resepsiyona söylediğinizde, ertesi sabah sözleşmesi ile birlikte acenta yetkilisi talep ettiğiniz saatte sizi bekliyor oluyor. Arabalarda yol haritası da mevcut. Dilerseniz, gideceğiniz istikameti tarif de edebiliyorlar. Uygun fiyatlara iyi hizmet alınabiliyor. (Gece geç saatte dönüldüğünde Dubrovnik şehir içinde açık benzinci bulabilmek zor. Havalimanı – Dubrovnik şehir merkezi istikametinde, şehir merkezine yakın bir benzinci var, tavsiye edilir.)
·        Scooter: Biraz çevreyi gezmek istiyorum, hafif de eğlence olsun diyorsanız scooter da kiralanabilir. Biz denedik J

Dubrovnik’ te Kalırken Nereleri Görmeliyim?
Dubrovnik’ e gelmişken, açıkçası gezecek görecek çok yer var. Bizim yaptığımız ziyaretleri kısaca yazıyorum, haftaya detaylarını paylaşacağım.
·        Bosna Hersek’ e gidilmeli, Pocitel Osmanlı köyü ziyaret edilmeli, yolda Neretva vadisi görülmeli, Mostar Köprüsü’ ne gidilmelidir.
·        Cilipi’ de folklorik dans gösterisi izlenmelidir. Bu gösteri sadece Pazar günleri yapılmaktadır.
·        Cavtat’ da denize girilmelidir. Manzara ve denizi çok güzel küçük bir kasabadır.
·        Elafiti adalarına gidilmeli, tekne turunun keyfi çıkarılmalı, gidilen Kolocep, Sipan ve Lopud adlı üç adada da denize girilmelidir. Karadağ’a gidilmeli, Sveti Stefan görülmeli, burada da denize girilmelidir.
·        Bizim gidemediğimiz, diğer alternatifler, Split, Korcula Adası, Mljet Milli Parkı, Ston çok tercih edilen ve sevilen rotasyonlardır.

Dubrovnik’ te Para Birimi Nedir?
Dubrovnik’ te, yani Hırvatistan’ da para birimi Hırvat Kuna (HRK)’ sıdır. Türkiye’ den giderken Euro ile gidilmesi tavsiye edilir. Yaklaşık 7 Kn, 1 Euro’ ya denk gelmektedir. Değişim için çok sayıda döviz bürosu bulunmaktadır. Ayrıca hemen hemen her yerde Euro ile alışveriş yapmak mümkündür.

1 Temmuz 2011 Cuma

Kelebekler Uçuyor...

Kelebekler seyahatte...
Geçtiğimiz ve önümüzdeki haftaki seyahatlerden dolayı 2 haftalık ara veriyorum.
Yeni maceralarda görüşmek üzere..

Sevgiler,
İpek

22 Haziran 2011 Çarşamba

Leonardo’ nun Yeri Polonezköy’ de Bizi Bekliyor...

Beklenen yaz nihayet geldi.
Hava çok güzel, havuz sefası yapsam diyenlere, müjde...
Leonardo’ nun Yeri’ nde havuz sezonu açıldı.

Leonardo Restaurant, benim deyişimle “Leonardo’ nun Yeri” Polonezköy’ de en sevdiğim mekanlardan birisidir. “Polonezköy mü?” diye düşünenlere işte detaylar:

Polonezköy, Polonyalılar tarafından kurulan, eski adı Adampol olan, Beykoz ‘ un sevimli ve orman içerisine kurulu ilçesidir. Günübirlik gezilerde, İstanbul’ da yaşayanlar için çok ideal olduğunu söyleyebilirim. TEM Otoyolu Kavacık sapağından çıkılır, Polonezköy tabelaları takip edilir, yaklaşık 30-35 dakika içerisinde köy meydanına ulaşılır.

Arabanızı park edin ve doğanın ve  keyfini çıkarın.

Orman içinde, kısa ve uzun olmak üzere 2 ayrı yürüyüş parkuru mevcut. Benim gibi pek spor yapmayanlara, kısa parkuru tavsiye ederim. Söylemeliyim ki, uzun parkuru hiç denemedim.


Hemen köy meydanında, birçok küçük otel ile birlikte Leonardo Restaurant’ ı da bulabilirsiniz. Leonardo Restaurant tipik bir Polonezköy Evi. Balkonlarından renkli çiçekler sarkıyor. Yeşillikler ve ağaçlar içerisinde güzel bir bahçesi var. Ön bahçesi, haftasonu kahvaltıları için ideal. Teras şeklindeki yan bahçesinde leziz öğlen yemekleri yenebilir.. Arka bahçesinde ise, keyfinize keyif katacak yarı olimpik ve çocuk yüzme havuzları bulunuyor. Yüzerim, güneşlenirim, kitabımı/dergimi okurum, müziğimi dinlerim, yerimden kalkamam diyorsanız, merak etmeyin, havuz kenarında, fast food yiyecekler de mevcut. Açıkçası, burada tam bir gün rahatlıkla geçer, özellikle de havuza geldiyseniz.



Dönmeden önce Zofia Rizi Anı Evi’ ni gezmeyi de ihmal etmeyin ve bir sonraki sefer kahvaltı için geleceğiniz mekanı gözünüze kestirin...

Sevgiler,
İpek

Başka Neler Yapılabilir?
  • Çok sayıda piknik alanında, işletmenin vereceği ekipman ve yiyeceklerle piknik yapılabilir.
  • Sadece kahvaltı için ya da sadece manzara için gidilebilir.
  • Küçük otel  ya da pansiyonlarda konaklanabilir, temiz havanın keyfi daha uzun süre çıkarılabilir.
  • Kır düğünü yapılabilir. (Leonardo Restaurant' da bir kere düğün öncesi süsleme ve fotoğraf çekimine rastlamıştım, gerçekten çok güzel gözüküyordu.)
  • Polonezköy Country Club’ daki hayvanat bahçesine gidilebilir. (Haftasonları kalabalık olduğu için arabayla çıkış biraz yoğun oluyor.)
  • Yol üzerinde kiralanan atlara binilebilir.
Kısa Not:
Fotoğraflarımı bulamadım, bu sefer internetten aldığım resimleri ekliyorum. Affedin.