Sabah erken kalk, işe git, akşam eve gel, sorumluluklarını yerine getir, derken bazen bir günün nasıl geçtiğini anlamıyoruz, hayatımızı rutine bağlıyoruz. Aslında çok da zorlayıcı olmayan bu listeyi, ara sıra kendinize hatırlatmanızı dilerim.
21 Nisan 2014 Pazartesi
Yaratıcı Kalmanın 33 Yolu
Yaratıcı
kalabilmenin yolları olarak hazırlanmış bu listeye az önce internetteki
sayfaları karıştırırken rastladım. Uzun zamandır internette dolaşıyormuş,
hoşuma gitti. Türkçe’ ye çevirdim, sizlerle de paylaşıyorum.
Sabah erken kalk, işe git, akşam eve gel, sorumluluklarını yerine getir, derken bazen bir günün nasıl geçtiğini anlamıyoruz, hayatımızı rutine bağlıyoruz. Aslında çok da zorlayıcı olmayan bu listeyi, ara sıra kendinize hatırlatmanızı dilerim.
Sabah erken kalk, işe git, akşam eve gel, sorumluluklarını yerine getir, derken bazen bir günün nasıl geçtiğini anlamıyoruz, hayatımızı rutine bağlıyoruz. Aslında çok da zorlayıcı olmayan bu listeyi, ara sıra kendinize hatırlatmanızı dilerim.
14 Nisan 2014 Pazartesi
Atatürk Arboretumu
Pazar
günü Atatürk Arboretumu’ ndaydım.
Not:
* Aklınızda bulunsun, içeriye yemek sokmak, piknik yapmak yasak. Sadece bebekli ailelerin yanlarında yiyecek olduğunu gördüm. Herhangi bir işletme ya da kafe de yok, suyunuzu yanınızda götürmeniz iyi olabilir.
“Arboretum
ne demek ki?” diye soranlara yanıtım; birçok ağaç türünün bir araya getirildiği
ve üzerinde bilimsel çalışmaların yürütüldüğü ağaç müzesidir.
1949’
da kurulan Atatürk Arboretumu’ u, Belgrad Ormanı içerisinde 296 hektarlık bir
alanda yer alıyor.
İçerisinde
ağaçlar ile çevrili yürüyüş parkurları ve göletler var. Gezerken, dünyanın 4
bir yanından getirilmiş ağaçların önlerindeki tabelalardan detaylı bilgi
alabilirsiniz. Yorulduğunuzda ise göletlerin etrafındaki banklarda oturabilir; kuğuları,
ördekleri, su kaplumbağalarını, kurbağaları ve balıkları izleyebilirsiniz.
Doğa
ile baş başa kalmak, fotoğraf çekmek, kitap okumak, gölet manzaralı bir ağacın
altında yoga yapmak ya da sadece şehirden uzak sakin bir gün geçirmek için
tavsiye edebilirim.
Giriş ücreti, hafta içi 4 TL (öğrenci 2 TL), hafta sonu 10 TL (öğrenci 5 TL). Girişte, gezeceğiniz yerleri anlatan ücretsiz bir broşür elde etmek mümkün.
Film, reklam ya da özel fotoğraf çekimi yapılmak istenirse ayrı ücretlendirmesi var. Biz dolaşırken, gelin-damat fotoğraf ve video çekimi yapılıyordu.
Amerikan
Lale Ağacı, 60 metreye kadar uzayabilmektedir.
Japon
Akça Ağacı, kışın yaprağını döken, genellikle çalı ve 8 metreye kadar uzayan
küçük, yuvarlak tepeli bir ağaçtır.
Amerikan
Sığla Ağacı, Kuzey Amerika’ da odunu için yetiştirilir. Ağacın altına dökülen
sürgünleri, kestane renginde olup, birkaç yıl içerisinde mantarlaşarak
resimdeki görünümü alıyormuş.
Süs
Kirazı
Kanatlı
Ceviz
İlkbahar
gezi rotalarınıza almanız dileğiyle...
Sevgiler,
İpekNot:
* Aklınızda bulunsun, içeriye yemek sokmak, piknik yapmak yasak. Sadece bebekli ailelerin yanlarında yiyecek olduğunu gördüm. Herhangi bir işletme ya da kafe de yok, suyunuzu yanınızda götürmeniz iyi olabilir.
9 Nisan 2014 Çarşamba
Kapadokya
Güzel Atlar Ülkesi olarak da bilinen Kapadokya’
ya gitmeye karar vermek için resimlerini görmek yeterli… Bana göre büyüleyici
bir manzarası var. Doğa bu bölgeyi yıllar içerisinde dantel gibi işlemiş. Peri
bacaları olarak adlandırdığımız bu güzel manzara, Erciyes dağının volkanik
patlamaları sonucunda lavların ve küllerin tüm bölgeye yayılması, yağmur ve rüzgârın
aşındırmasıyla yıllar içerisinde oluşmuş. Her yeni patlama yeni bir katmanı
doğurmuş. Bir yandan yenileri oluşurken, diğer yandan eskileri yok olup toprağa
karışmış.
B uralara kadar gelip, Asmalı Konak’ ın
memleketi Ürgüp’ ü görmemek olmaz. Üniversite yıllarımda Kapadokya turu yaptığımda
Asmalı Konak’ ı gezmiştim. Bu sefer, önünden geçip arkadaşlarıma da
gösteriyorum. Merkezde biraz dolanıp, Turasan’ da şarap tadımına gidiyoruz. Hiç
niyetli olmama rağmen, sunumlarının içtenliğine, şarapların lezzetine
dayanamayıp “Seneler – Öküzgözü Boğazkere” den alıyoruz. Mevsimi olmadığı için
üretim aşamasını göremiyoruz.
3 günlük gezimiz için otelimiz, Göreme’ de
Ottoman Cave Suits. Avlu içerisinde 8 adet kaya oyma ve 5 adet taş odadan
oluşuyor. Biz bahçe katındaki kaya oyma odada kaldık. Hem bölge mimarisine
uygun, hem de modern bir şekilde dekore edilmiş. Lokasyonu, Göreme merkeze çok
yakın ve isteğinize göre araba, motosiklet, ATV ya da bisiklet kiralamak için
birçok seçenek var.
Web sitesi: http://www.ottomancavesuites.com/tr/index.html
Arabamızı kiraladık ve son durağımız Ihlara
Vadisi olmak üzere birinci güne başladık. İlk durağımız, Göreme Panaroma’ da
büyüleyici manzarayı seyredip bol bol fotoğraf çekiyoruz. 4100 metre
uzunluğundaki Güvercin Vadisi’ nde sayısız güvercinlik ve güvercin
görebilirsiniz. Eski zamanlarda, beslenen güvercinlerin gübreleri toplanarak
üzüm bağlarında kullanılırmış. Güvercin yumurtalarının, freskler için alçı
malzemesi olarak kullanıldığı bir dönem de olmuş.
Derinkuyu ve Kaymaklı yeraltı şehirlerini
gezmeden önce, bilet gişesinden birer müze kart ediniyoruz. Kapadokya Bölgesi’
nde 150 – 200 adet yer altı yerleşimi bulunmaktadır. Geçmişte sıkça saldırılara
maruz kaldığından, irili ufaklı bu şehir ya da köylerin yapılma amacının halkın
geçici olarak sığınmasını sağlamak için olduğunu düşünülmektedir. İçerisinde,
kilise, yemekhane, kiler, ahır, okul, kuyu, havalandırma bacası gibi bölümler
var. Günümüzde bu şehirlerin yaklaşık yüzde 10’ u gezilebiliyor. Merdivenlerle
iniş ve çıkış kolay. Bazı yerlerde aşağıya indikçe yol daralıyor, öyle ki
dizlerinizin üzerinde ilerlemeniz gerekebiliyor. Biz o kadar derinlere inmedik.
Ihlara Vadisi, Ilısu ile Selime beldesi
arasında yer alır. 14 km uzunluğundadır ve ortasından Melendiz Çayı
geçmektedir. Hasandağı’ ndan püskürtülen lavların yüzyıllar boyunca Melendiz
Çayı tarafından şekillendirmesi ile oluşmuştur.
Vadinin girişinde alıç, elma,
kurutulmuş gül yaprağı ve birçok meyve satan teyzeler karşılıyor bizi. Evde dekorasyon amaçlı kullanmak üzere biraz
gül yaprağı kurusu alıyorum. Alıç meyvesini ilk defa gördüğümü fark eden
teyzemiz, bir avuç ikram ediyor. Mutlu mesut bir şekilde, 300den fazla
basamaklı merdiveni inip suya paralel olarak ağaçların arasından yürüyoruz.
Vadide bulunan 105 adet kiliseden birkaç tanesini gezebildik. Gezdiklerimizden,
Yılanlı Kilisenin duvarında yılanlar tarafından saldırıya uğramış 4 kadın
bulunmaktadır. Birinci kadın çocuklarını terk ettiği, ikinci kadın çocuklarını
beslemediği, üçüncü kadın iftira attığı, dördüncü kadın itaatsizliği yüzünden
yılanlar tarafından ısırılarak cezalandırılmaktadır.
Yorulduğumuz anda karşımıza vaha gibi bir
çay bahçesi çıktı. Melendiz Çayı üzerine kurulu ahşap teraslarda oturup
gözlememizi yedik, çayımızı içtik, etrafımızdaki ördeklerin yıkanmalarını
seyrettik.
İkinci güne otelimize çok yakın, UNESCO
tarafından Dünya Doğal Kültürel Mirası olarak tanınan, Göreme Açıkhava Müzesi
ile başladık. Tur ile gitmediğimiz için
zaman zaman detaylı anlatımı olan levhaları okuduk, zaman zaman da yabancı
rehberlerin anlatımlarını dinledik. 2. Yüzyılın sonlarında Kapadokya’ da çok
sayıda Hristiyan toplumu bulunmaktaydı. 3. Ve 4. Yüzyıllarda günümüzde bile
Hristiyan toplumları için önemli olan, dini eğitim ve düşünce merkezi haline
gelmiştir. Müze sınırları içerisinde, 10. ila 13. yy arasında inşa edilmiş ve
duvarlarındaki süslemeleri günümüze kadar korunabilmiş çok sayıda kilise
bulunmaktadır.
Zelve, Avanos’ a doğru giderken, Çavuşin
köyünü geçince yolun içerisinde ve Göreme’ ye yaklaşık 2km uzaklıkta yer
alıyor. Peri bacalarının oluşumlarını en net Zelve’ de gördüğümü
söyleyebilirim. Uzaktan baktığınızda kesitler halinde renk farkını
görebiliyorsunuz. Burada diğer dikkatimi çeken özellik de, daha önce kullanım
alanlarından bahsettiğim çok sayıda güvercinlik oluyor.
Sırada Avanos ve coğrafya kitaplarından
bildiğimiz Kızılırmak var. Avanos’ ta çok sayıda seramik atölyesi ziyaret
edilebilir, çeşit çeşit çömlekler, seramik vazolar, objeler bulunabilir. Tur
ile ya da kalabalık bir grupla gittiğinizde, ustanın da yardımıyla çömlek
yapımını deneyebiliyorsunuz. Yine Avanos’ ta, açıkçası çok garip bulduğum Saç
Müzesi’ ni de geziyoruz. İçerisinde birçok kişinin saç teli sergileniyor. Son
olarak, Asma köprüden yürüyerek Kızılırmak’ ın üzerinden geçiyoruz ve nehir
kenarında biraz soluklanıyoruz.
Dönüş yolunda, biraz mola veriyoruz, 3
güzelleri karşımıza alarak gün batımını seyrediyoruz.
Üçüncü gün Uçhisar’ a gidiyoruz. Uçhisar
kasabası, kalenin eteklerine kurulmuş. Sabah kahvemizi Lale Saray Oteli’ nin
geniş terasında Göreme manzarasına doğru yudumluyoruz, ılık havada güneşin
keyfini çıkarıyoruz. Arnavut kaldırımlı sokaklarında yavaş yavaş kalenin olduğu
meydana doğru ilerliyoruz. Kaleye çok yakın bir ara sokakta Uçhisar’ lı teyze,
torunlarıyla birlikte pekmez kaynatıyor. Teyzemiz cana yakın, ben de meraklı
olunca, pekmezin yapımını anlatmaya başlıyor. Üzüm eziliyor, toprak denilen
kireç ile birlikte çuvala konuluyor, 1 gece bekletiliyor. Sabaha kadar
kabukları ayrılmış oluyor ve şırası çıkıyor. Şıra 4 saat açık havada
kaynatılıyor ve bizim afiyetle yediğimiz halini alıyor. Üfleyerek de olsa
tadına bakıyoruz. Gerçekten çok lezzetli J
Yöre halkından birçok kişinin açtığı tezgâhlardaki
el işi bez bebek, takı, patik ve eşarplara baka baka kaleye geliyoruz. Uçhisar
Kalesi, bölgenin en yüksek peri bacasıdır. Merdivenlerden en üst noktasına
kadar çıkıyoruz ve bir kez daha muhteşem manzarayı izliyoruz. Ah bir de çay
olsa diye iç geçirmeyin, çaycınız hizmete hazır olarak bekliyor.
Bu arada, Uçhisar civarında dolaşırken, ev haline getirilmiş ve içerisinde ailelerin yaşadığı peri bacaları görürseniz şaşırmayın..
Son notum, hem kendime, hem de sizlere…
Ah ahhh, içimde kaldı. Balon gezisini ben
yapamadım, siz giderseniz mutlaka yapın. Önceden rezervasyonunuzu yapın,
sabahın erken saatinde yola koyulun ve bu güzel coğrafyanın manzarasını güneşin
doğuşu eşliğinde izleyin.
Sevgiler,
İpek
Not:
*Göreme’ de birçok
halıcı var. Almaya niyetliyseniz, el yapımı değerli halının havada dönerek
önünüze serildiği ve tanıtımının yapıldığı halı show izleyebilirsiniz.
*Ebru sanatına merakınız
varsa, Uçhisar’ daki Naile Sanat Evi’ ni ve Naile Hanım’ ı da mutlaka ziyaret
edin. Değerli eserlerini çok beğenecek, sohbetinden çok memnun kalacaksınız.
*Yörenin meşhur yemeği testi kebabını
denedik. Çok beğendiğim ve önerebileceğim bir restaurant yok. Sizin varsa,
önerilerinizi beklerim. J
2 Nisan 2014 Çarşamba
Hafta Sonu Keşifleri: Duble Meze Bar
Duble Meze Bar’
ın mezelerinin methini duymuştuk.
Pera’
daki Palazzo Donizetti Oteli’ nin 7. katında yer alıyor. Cumartesi akşamı için rezervasyon
yaptırmak istiyoruz, 2 seanstan 21.30u tercih ediyoruz. Bu ara o kadar popüler
ki, 1 hafta öncesinden arayıp yer bulamıyoruz. Son anda iptal eden biri
sayesinde gidebiliyoruz.
Şık
ve ferah bir ortamı var, ışıl ışıl Haliç manzarası bizi karşılıyor. Yerimizi
alıyoruz, ilk dikkatimi çeken meze servisi için kaşıkların masalarda bardak
içerisinde güzel bir sunumla hazır olmasıydı. Garsonumuz menüyü veriyor.
Yaklaşık 20 çeşit soğuk meze, 15 çeşit sıcak meze, 4 çeşit ana yemek, salata ve
tatlıdan oluşan menüyü inceliyoruz. Her şey güzel güzel yazılmış ama biz bara
gidip görerek seçmek istiyoruz. Barmenimiz mezelerin içeriğini de tek tek anlatıyor,
böylece rahatlıkla karar veriyoruz.
Türk
ve Ermeni mezelerinin modernleştirilerek sunulmuş halleri hızlıca masamızda
yerlerini alıyor. Favorim; hardallı levrek ve pastırmalı karides oldu. Porsiyonlar
resimlerde görüldüğü büyüklükte; ne çok az ne çok fazla diyebilirim.
DJ
eşliğindeki müzikleri de çok sevdim.
"Kıskanır rengini baharda yeşiller, sevda büyüsü gibisin sen Firuze...",
"Duydum ki seni terk etmiş oh olsun, yalnız bırakıp gitmiş oh olsun...",
"Oldu en sonunda oldu bim bam bom, rüyalarım gerçek oldu bim bam bom...",
nameleri eşliğinde 70ler, 80ler, 90lar ard arda çaldı. Müzik giderek hızlanınca herkes şarkılara eşlik etmeye, tempo tutmaya başladı. Birkaç şarkıda dayanamayıp dans edenlerin içerisinde ben de varımJ
"Kıskanır rengini baharda yeşiller, sevda büyüsü gibisin sen Firuze...",
"Duydum ki seni terk etmiş oh olsun, yalnız bırakıp gitmiş oh olsun...",
"Oldu en sonunda oldu bim bam bom, rüyalarım gerçek oldu bim bam bom...",
nameleri eşliğinde 70ler, 80ler, 90lar ard arda çaldı. Müzik giderek hızlanınca herkes şarkılara eşlik etmeye, tempo tutmaya başladı. Birkaç şarkıda dayanamayıp dans edenlerin içerisinde ben de varımJ
Genel olarak yemekler lezzetli, servis hızlı, garsonlar ilgiliydi. Bu arada, garsonumuzun da mezeleri dağıtırken kendini müziğin ritmine kaptırdığını gördüm.
Adresi: PALAZZO
DONIZETTI HOTEL Meşrutiyet Cad. No:85 Kat:7 Pera, İSTANBUL
Web sitesi: http://www.dublemezebar.com/
Sevgiler,
İpek
Not:
*Biz, daha çok
keyif yapmak istedik ve meze çeşitlerini bol tuttuk. İyice doymak isteyenlere,
ana yemeği de siparişlerine dahil etmelerini tavsiye ederim.
*Fiyat
bütçenize uygunluğuna karar vermek için web sitesindeki menü fiyatlarına
bakabilirsiniz.
*Sigara içenler
için ön tarafta sobalı ve manzaralı terasları var.
Etiketler:
Bar,
Hafta Sonu Keşifleri,
Haftasonu,
İstanbul,
Meze,
Otel,
Palazzo Donizetti,
Pera
Kaydol:
Yorumlar (Atom)