2 Ağustos 2012 Perşembe

Bayram Çikolatalarımızı Kendimiz Mi Yapsak?

Ramazan Bayramı’ na az kaldı.
Bayramlar şenliklidir. Günler öncesinden hazırlıklar başlar. Bayram temizliği yapılır. El açması börekler, baklavalar hazırlanır. Kapı kapı dolaşan çocuklara ikram edilmek üzere şekerler, çikolatalar, lokumlar hazır bulundurulur. Ellerini öpmeye gelen torunlar için de harçlıklar ve hediyeler hazırlanır.
Büyük şehirlerde, çocukların şeker toplama ritüeli azalsa bile, eve gelen misafirlere mutlaka mis kokulu bol köpüklü Türk kahvesinin yanında, şeker, çikolata, lokum ya da badem ezmesi ikram edilir. Maksat ağızlar tatlansın J
Bu yıl bayram çikolatalarınızı kendiniz yapmayı denemek ister misiniz?
İsteyenler için çok güzel, denenmiş ve pratik tariflerim var.
Antepfıstığı Rochas
Malzemeler:
300g sütlü(ya da fildişi) damla/parça çikolata, 1.5 su bardağı file antepfıstığı 0.5 su bardağı pudra şekeri
Yapılışı:
Antepfıstığı tepsiye yayılır, pudra şekeri ile karıştırılır. Birkaç damla su ile pudra şekerinin antepfıstığına yapışması sağlanır. 175˚C fırında yaklaşık 5-10dakika hafifçe kavrulur.
Sütlü(ya da fildişi) çikolatanın 2/3 ü benmari usulü eritilir. Buhardan alınan eritilmiş çikolataya kalan 1/3 çikolata ilave edilir, çikolatalar eriyinceye kadar spatül ile karıştırılır.
Elde edilen karışım el blenderı ile 1 dakika kadar karıştırılır. Tekrar buhar üzerine konularak (çok kısa bir süre) birkaç derece ısınması sağlanır.
Antepfıstığı ilave edilerek, çikolata ve antepfıstığı karıştırılır. Elde edilen karışım, folyo serilmiş tepsiye lokmalar halinde dökülür. Çikolatanın soğuması için 18 ˚C’ lik sıcaklıkta bekletilmesi yeterlidir.
Soğuduktan sonra folyo üzerinden alınarak servis edilir.
Püf noktaları:
*Benmari usulünde çikolatanın kaynamaması gerekiyor. Alttaki sudan buhar çıkmaya başlayınca ocaktan alınmalı, karıştırmaya devam edilmelidir. Çikolata yanarsa, soğuduğunda parlaklığı gider.
*El blenderı ile karıştırırken köpük oluşturulmaması gerekiyor. Köpük oluşması halinde, çikolata soğuduğunda üzerinde baloncuk oluşur.
Bitter Truffle
Malzemeler:
300g bitter çikolata, 100g krema, 1 çorba kaşığı nescafe classic, üzeri için kakao
Yapılışı:
Krema kaynama noktasına kadar ısıtılır. Kahve ilave edilerek, karıştırılarak eritilir.
Kırıklar halindeki çikolatanın üzerine hazırlanan karışım dökülür. Çikolata buhar üzerinde karıştırılarak eritilir.
Karışım soğuyuncaya kadar mikser ile çırpılır. Sonrasında buzdolabında soğumaya bırakılır.
Soğuyunca el ile misket haline getirilerek şekil verilir, kakaoya bulanır, minik çikolata kağıtlarına konularak servise hazır hale getirilir.

Şimdiden afiyetler olsun. Herkese iyi bayramlar J
Sevgiler,
İpek

Not:
Yok ben uğraşamam, hazır almak isterim derseniz, önerilerim;
*Badem ve fıstık ezmesinin kralları Bebek Badem Ezmecisi ya da Cemilzade.  Ağızda eriyor, muhteşem bir lezzet…
*Çifte kavrulmuş fıstıklı lokumda birinci Pelit. Şeker oranı gayet iyi ayarlanmış, yarım kiloyu tek başına bitirmişliğim vardır.
*Makaronların en lezzetlisi, en estetiği için Laduree. Çiçeklisi, fıstıklısı, çileklisi, hepsi birbirinden güzel, birbirinden lezzetli…
*Her bütçeye uygun, bol alternatifli çikolata çeşitleri için Kahve Dünyası.

Dip Not:

*Bu tarifleri denerken resim çekmemişim, o yüzden resimleri internetten temin ettim.

29 Temmuz 2012 Pazar

Kendinize Marmaris’ de Bir Tatil Hediye Etmek İsterseniz; D-Hotel Maris’ e

Deniz muhteşem…
Kumsal muhteşem..
Manzara muhteşem..
Yıllardır hep reklamlarını gördüğüm, aklımın bir köşesinde yer etmiş, öyle veya böyle bir sebepten dolayı, hep bir sonraki yıla ertelemiş olduğum, D-Hotel Maris’ e nihayet bu yıl gidebildim. Sanırım tatile çok ihtiyacım varmış, bu kısa tatil çok çok iyi geldi.
Dalaman Havalimanı’ ndan otele ulaşmak için mis gibi çam kokulu, aynı zamanda da bol virajlı yaklaşık 1,5 saatlik bir yolculuğun ardından otelimize ulaştık. Arabadan indiğimde virajların etkisiyle yüzüm bembeyazdı.
Otelin kapısı açılıp, lobiye girdiğim andan itibaren, tatlı bir serinlik yüzüme çarptı. O andan itibaren, görünmez sihirli bir değnek ile tüm düşünceler, iş, güç, yorgunluk, hepsi geride kaldı.
Güler yüzlü bir hanım bizi karşılayarak,  yüksek tavanlı, modern döşenmiş, serin lobide biraz dinlenmemiz için misafir etti. Buz gibi kokteyllerimizi yudumlarken, oda girişi için işlemlerimiz tamamlandı ve görevli beyefendi otel ile ilgili kısa bir tanıtım yaptı.
Veee tatil başladıııııııııı…….
Otelimiz, tepe üzerine kurulmuş olduğundan, deniz kenarına ulaşmanın en kolay yolu panoramik asansör ya da lobiden binebileceğiniz shuttle’ ları kullanmak oluyor. Biz en çok asansörü kullandık, bir kere de meraktan shuttle’ ı denedik. J

5 adet özel plaj bulunuyor, Bay Beach, Coliseum (2 plaj), Silence Beach ve Executive Beach.. İtiraf ediyorum, beni en cezbeden kısımlardan biri, kumsalların beyaz kum olmasıydı. Duyduğum kadarıyla, Mısır’ dan özel olarak getirtilmiş.








Bay Beach asansör ile ulaşabildiğimiz otel tarafındaki plaj. Uzun kumsalı ve uzun ahşap iskelesinin yanı sıra, çamların altında dinlenmek, müziğin keyfini çıkarmak, arada voleybol oynamak isteyenler bu plajı tercih ediyorlar. Çamların mis kokusu altında şezlonga uzanıp kitabınızı okumak, arada bir şeyler yudumlamak, deniz-kumsal-palmiyelerden oluşan manzarayı seyretmek, sonra tekrar kitaba dalmak çok çok keyifli.
Plajdan plaja geçmek için tekneler kullanılıyor. Tekneye biniyoruz, hooop Silence Beach’ deyiz. Sessiz olmamız lazım; telefonlarımızı kısıyoruz, mümkün olduğunca teknolojiden uzak bir gün geçirmeye çalışıyoruz. Birçok misafir gibi biz de 2li kanoyu deniyoruz.
Bir sonraki gün, Coliseum’ dayız. Bu plaj 2 koydan oluşuyor, birinde uzun beyaz bir kumsal, karşıda tavşan adası ve açık deniz, diğerinde uzun ahşap bir iskele, uçuşan beyaz tülleriyle localar ve açık deniz. Coliseum’ un kumsal plajına ve denizine bayıldııımm, ba-yıl-dım! Burada yüzerken, en çok tekrarladığım cümle, “Muhteşem, Aynı Tekne Turunda Gibiyiz!!!” oldu. Denizden sadece dinlenmek için çıktım, diyebilirim.
Güzel bir tatilin, bana göre, en önemli kısımlarından biri de keyifle yenen yemeklerdir. Hem açık büfe, hem de ala-carte restaurant’ larda yediğimiz yemekler nefisti. Öyle ki, hangisine gitsek, aklımız diğerinde kalıyordu. Yemek sonrasında, baş aşçının masaları dolaşarak memnuniyetimizi ölçmesi de oldukça inceydi.
Bir sürpriz.. Cumartesi akşam yemeğinde, masamıza gelip pazar kahvaltısının brunch şeklinde olacağını ve canlı müzik eşliğinde saat 12ye kadar süreceğini söyleyen görevliyi yanaklarından öpmek istedim. Benim gibi uykuyu sevenler için oldukça değerli bir haberdi J
ESPA’ da masaj yaptırmak, sonsuz havuzda yüzmek, yelkenli ile açılarak rüzgarı yüzünüzde hissetmek, odanızdaki jakuzinin keyfini çıkarmak, su kayağı ile adrenalini yaşamak, bu otelde yapabileceğiniz diğer aktivitelerden sadece birkaçı..
Yolunuzu bir gün Marmaris’ e çevirmenizi ve bu oteldeki bir tatili kendinize hediye etmenizi tavsiye ederim. Memnun kalmanız dileğiyle..
Sevgiler,
İpek
Notlar:
*Otelin konumu sayesinde, birçok oda gibi bizim odamız da deniz manzaralıydı. Önümüzdeki terasta, oturma grubu ile birlikte, güneşlenmek veya uzanıp manzarayı seyre dalmak için 2 adet şezlong da vardı. Odamız oldukça konforluydu.
*Misafir ilişkilerinden, oda temizliğini yapan görevliye, elektrikçiden, tekneleri kullanan görevlilere, garsonlardan cankurtaranlara kadar tüm çalışanlar güler yüzlü ve işlerini en iyi şekilde yapıyorlar.
*Meraklısına bir de magazin haberi; bizimle birlikte kanoya binenler arasında, “Mahidevran Sultan” Nur Fettahoğlu da vardı. J


6 Şubat 2012 Pazartesi

Şımartılmak İsteyenler Güral Sapanca’ ya..

Uzaklaşmak istiyoruz…
Şehrin gürültüsü, kalabalığı, trafiği; iş yoğunluğu; stres; sorumluluklar…
Hepsi teker teker etkisini yitiriyor…
İlerliyoruz, ilerliyoruz ve Güral Sapanca’ ya varıyoruz.

Soğuk bir gün...
Arabadan iner inmez soğuğu kulaklarımda hissediyorum.
Otelin lobisine girer girmez, kocaman gümüş vazo ve içerisindeki iri, bol yapraklı, soluk pembe güller bizi karşılıyor. Soğuk birden sıcağa dönüşmeye başlıyor.

Odamız dağ manzarasına sahip ve SPA’ ya iniş için yapılan asansöre çok yakın. Odaya bizim için bırakılmış bornozumuzu ve terliğimizi giyip, kendimizi önce havuza, sonra da hamama atıyoruz.

Havuz ayrı bölümde, hamam ve SPA ayrı bölümde (bir arada) yapılmış. Ilık ve sıcak olmak üzere 2 adet kapalı havuz var. Çocuklu misafirler çoğunlukla sıcak havuzu tercih ediyor. Havuz başı bar, dileyenler için hazır ve nazır olarak bekliyor.











Hamam ve SPA bölümünün girişinde, size yardımcı olmak için görevliler bekliyor. Portakal aromalı suyunuzu yudumlayıp masaj randevunuzu alabilirsiniz.
Önce giyinme odası, sonra Vitamin Bar, ardından hamam, SPA Keyif Havuzu, Bio Sauna, Fin Saunası, Fin Hamamı, Kar Çeşmesi, Şok Duş… Herkese uygun bir seçenek var.

Türk hamamı bölümünde, bayanlara özel ve karışık olmak üzere iki ayrı seçenek var. Hamam sevenler için kese ve köpük masajı çok keyifli, çok rahatlatıcı.
Mis gibi sabun kokusu anneanne, babaannelerimizin zamanına götürüyor.
Yıkanma faslı bittikten sonra, iki hamam bölümünü birbirine bağlayan dinlenme odasına geçiyoruz. Dinlenme odasında, çinili duvarlar, tablolar ile bezenmiş; yumuşak koltuklar ve ahşap oymalı sehpalardan köşeler yapılmış. Sodalı ayran ikramı ile ferahlıyoruz.

Piyano eşliğinde 5 çayına geçiyoruz.
Klasik tarzda döşenmiş ve büyük ve gösterişli avizelerin olduğu lobi, oldukça geniş ve ferah. Yüksek tavanlarından gösterişli avizeler sarkıyor.
Teyzeler mırıl mırıl sohbet ediyor, amcalar gazete okuyor, gençlerin ellerinde ipadlar, çocuklar gidip gelip tatlılardan alıyorlar… Biz de sohbet edenlerdeniz..




Akşam yemeğinden önce, otel içerisinde biraz dolanıyoruz. Otelin çeşitli yerlerinde kahve fincanları, vazolar, biblolar ve en ilginci minyatür ayakkabılar sergileniyor. Kahve fincanları ve vazoları satın alabilmek için mağaza da mevcut.

Restorana canlı müzik eşliğinde karşılanıyoruz. Akşam yemeği, açık büfe olarak servis ediliyor. Yemekler, mezeler, salatalar, tatlılar oldukça lezzetli.

İkinci güne güzel bir kahvaltı ve sonrasında hafif bir yürüyüş ile başlıyoruz.
Hava tertemiz, mis gibi..
Kırmızı, mavi, yeşil olmak üzere 3 parkur belirlemişler. Tercihim orta düzey olandan yana J Sık ağaçların arasından, güneş ışınları geliyor. Yerler hafif çamurlu, bol yapraklı.. Patikanın kenarından yürüyoruz, hafif bir yuvarlak çizerek tekrar bahçeye dönüyoruz.
Yaz ziyaretçileri için bahçede açık havuz, tenis kortu, oyun alanları da var. 


Bahçenin ortasında taş bina, içerisinde odun fırını. Anadolu mutfağından çeşitler sunan Farina Ocakbaşı’ nda aklımız kalıyor, ama bir başka sefere bırakıyoruz.

Oteli keşfe devam…
SPA Keyif havuzunda tüm masajları tek tek deniyorum. Sonra, camdan yansıyan güneşle mayışıp, orman manzarasını eşliğinde, portakal ve greyfurt aromalı suyumu yudumluyorum. Arada da dergileri karıştırmayı ihmal etmiyorum.

Masaj için mumların yandığı, aromatik kokuların yayıldığı, mistik bir bölüm yapmışlar. Çekik gözlü, sempatik, bayanlar bizi kapıda karşılıyor ve masaj odasına yerleştiriyor.  Thai, Bali, Aliva, İsveç, v.b. birçok masaj arasından, Geleneksel Bali Masajı’ nı tercih ettik. Yaklaşık 50 dakika sürüyor. Enerji akışını düzenliyor, enerji seviyesini düzeltiyormuş. Masaj konusunda çok bilgim olduğunu söyleyemem, ama rahatlattığı kesin.

Bu kadar gevşedikten sonra, Pazar gazetelerimizi, renkleri tam bana göre olan Leylak Bistro’ da okuyoruz.  Eflatun, lila ve morun tonlarında yumuşacık koltuklara gömülüyoruz, güneşin yansıması altında Türk kahvemizi yudumluyoruz. Bu bölüme bayıldım diyebilirim.  (Yine Leylak Bistro’ da akşam da, canlı müzik vardı, ama aynı hava yoktu.)

Şımartılmış bir şekilde dönüş yolculuğuna geçiyoruz.

Güzel bir hafta sonu geçirmek isteyenlere..

Sevgiler,
İpek

Kısa Notlar:
*Hamamda, kese ve köpük masajında, eski Türk filmlerinde gördüğümüz çatır çutur kol bükme sahnelerini unutun! Burada her şey estetik, dinlendirici J

*Havuz ve SPA&Hamam bölümlerinde, her yerde, temiz havlu alabileceğiniz, kirli veya ıslak havlunuzu bırakabileceğiniz sepetler var. Elinizde sürekli havlu taşımak zorunda değilsiniz.

*Sauna ve buhar banyosunda kalamayanlar, bunalanlar için Bio Sauna iyi bir alternatif. Sıcaklık 50degC civarındaymış, daha dayanılır olduğunu söyleyebilirim.

*Çocuklar için akşam yemeğinde özel bölüm yapılmış, minik misafiler için tek kullanımlık mama önlüğü bile düşünülmüş. Ayrıca, oyun salonu ve açık havuzda mini aquapark da mevcut.






4 Aralık 2011 Pazar

Ankara Çengelhan


Güneşli ve soğuk bir Ankara ziyareti… İşlerimizi halletmişiz, keyfimiz yerinde...
Sıra biraz gezmeye geldi. Önceden kulağımıza çalınan, Çengelhan’ a gitmek üzere yola koyuluyoruz.
Taksiye biniyoruz ama fark ediyoruz ki birçok Ankara’ lı henüz Çengelhan ile tanışmamış; isminden çıkaramıyorlar, yerini bilemiyorlar. Telefon ile arıyoruz, yerini öğreniyoruz ve kısa süre sonra varıyoruz.

Çengelhan Rahmi M. Koç Müzesi, tüm görkemiyle Ankara Kalesi’ nin karşısında bizi karşılıyor. 2005 yılında Koç Holding tarafından, aslına sadık kalınarak restore edilmiş. Tarihi ise, Kanuni Sultan Süleyman Dönemi’ ne dayanıyor.

Kervansaray modelindeki yapının ortasında yer alan avlunun üstü cam ile kapatılarak hem koruma sağlanmış, hem de restaurant için alan yaratılmış. Bodrum, zemin ve birinci kat olmak üzere, 3 kata yayılmış küçük han odaları ise müze için ayrılmış. Minyatür bir müze olduğu söylenebilir.

Çeşitli dönem ve ülkelere ait oyuncak ve modeller, demiryolu ulaşımının temeli olan minyatür trenler, bilimsel aletler, havacılık ve denizcilik ekipmanları, Atatürk’ ün kullandığı telefon, fincan, çatal-bıçak gibi birçok ekipman, telefon, daktilo, bilgisayar gibi iletişim araçları, makine çeşitleri, baston çeşitleri, çakmak çeşitleri, Rahmi M. Koç’ a verilen hediyeler, v.b. farklı alandaki birçok objeyi görmek mümkün. Atatürk tarafından, Cumhuriyetin ilanı için sipariş edilen bayraklardan birisi de yine müzede sergilenmektedir. Rahmi M. Koç’ un balmumu heykeli de oldukça başarılı yapılmış.




Bizim en çok ilgimizi çeken bölümlerden bir tanesi, bodrum katta yer alan Esnaf Sokağı oldu. Marangoz, demirci, hallaç dükkanı; eski döneme ait dekorun yanı sıra, bu dükkanların işleyişinde çıkan sesin yayını ve özellikle de odalara girince yayılan koku ile çok gerçekçi olmuş. Yünlerle dolu odaya girdiğimde, çocukluğumda anneannemin evine girdiğimde aldığım kokuyu aldım.


Öğle yemeği molasını da yine müzede veriyoruz. Çengelhan Brasserie, Divan tarafından işletiliyor. Tarihi, aydınlık, yüksek tavanlı, taş duvarlı ve yer üstü taş havuzu ile ortam çok güzeldi. Siparişinizi vermenizin hemen ardından, fırından yeni çıkmış ekmek ile zeytinyağı üzerinde, ağızda eriyecek kıvamda tuzlu yoğurt ikram ediliyor. Yemekler gayet lezzetli, Frig Pilavlı Külbastı’ nın porsiyonu oldukça doyurucuydu. Bodrum Çökertme Kebabı’ nın porsiyonu ise diğer restaurantlara göre daha küçük geldi. Tatlı için bizim tercihimiz, damak tadımıza çok uymadı. Kireç yatağında bekletilmiş kabak tatlısının sunumu gayet güzel, ancak tadı bize göre çok şekerliydi. Açıkçası, bu tatlı yerine, diğerlerini denemenizi tavsiye ederim.

Ankara’ lılara ve Ankara ziyareti yapacaklara keyifli geziler...

Sevgiler,
İpek


Çengelhan’ a Nasıl Gidilir?
Web sitesinde adresi, krokisi ve ulaşım için minibüs kalkış noktaları verilmiş. Aşağıdaki linkten kolaylıkla ulaşabilirsiniz.
Bizim gibi Ankara’ yı hiç bilmeyenler için en büyük ipucunu söylüyorum; müze Ankara Kale kapısının karşısında yer alıyor.

Çevrede Neler Var?
  • Çok yakın olması ve tarihi önemi sebebiyle, aynı gün içerisinde, Ankara Kalesi de ziyaret edilebilir.
  • Müzeden çıkıp sağa dönünce, sağlı sollu küçük dükkanların, kafelerin olduğu Arnavut kaldırımı ile döşenmiş, yokuş aşağı bir sokak mevcut. Çok sıcak, çok samimi... Turistik hediyeler satan dükkanların, takıcıların, sabun, zeytinyağı gibi doğal malzemeler satan dükkanların albenisi oldukça yüksek.